Search

Düşüncelerim

kahve veya çayla tüketin…

Category

politika

16.04.2017 AK Parti’nin çöküşünün başlangıcı

Bugün anayasa değişikliği için yapılan referandumu geride bıraktık. Sonuçlar Anadolu Ajansına göre belli olmuş, YSK ya göre ise daha kesinleşmemiş durumda. Bu seçim insanın içine sinen bir seçim oldu mu? Bence olmadı. Mühürsüz zarf ve pusula ile kullanılmış bu kadar oy varken insanın içine sinmez zaten.

Gelelim neden çöküşün başlangıcı olarak gördüğüme. Öncellikle şöyle kabul edelim. Yapılan itirazlar asılsız ve evet oyu verenlerin yüzdesi 51 olduğunu varsayalım. Bu durumda ülkenin neredeyse yarısının onaylamadığı bir sisteme geçmiş olmanın ağırlığını omuzlarında taşıyor olacak AK Parti. Bu birinci sıkıntı. İkinci sıkıntı ise artık bir bahanesi kalmamış olacak ve olası bir sorunda hedef haline gelecektir. Örneğin çıkacak bir ekonomik kriz, artan işsizlik gibi problemlerin faturası AK Parti’nin merkez binasına kargolanacaktır. Bir diğer problem ise 3 büyük şehrin kaybedilmiş olduğu gerçeği. Yani kısacası Sayın Erdoğan’ı taraftar niteliğinde desteklemeyen %50’den fazla bir kitle var bu üç şehirde.  Bu da demek oluyor ki AK Parti’ye soğuk bakan seçmen kendi belediye başkanı adayını (herhangi bir partiyle bağı olmayan) gösterip belediye başkanlığı seçimlerini kazanabilir. Bir iktidar partisi için İstanbul Belediyesini kaybetmenin ne kadar darmadağın edici bir etkisi olduğunu söylememe gerek yok herhalde.

Gelelim oylar geçersiz sayıldığında hayır çıkmasına. Böyle bir şeyin gerçekleşeceğini sanmıyorum ama gerçekleştiğini varsayalım. Bu AK parti için kaotik olur. Kaybettiği ilk seçim olarak ilk domino taşı etkisi görür. Buna bir de 3 büyük şehrin kaybedilmesi eklenirse yıkıcı bir sonuç olur. Erken seçime gitmek durumunda bile kalabilir. Halk seni tam anlamıyla desteklemiyorken de bu girişim çok büyük bir risk olur.

Son olarak da yeni anayasanın özelliklerinden bahsedeyim. Yeni sistem yürütmeyi tek bir kişiye indirgiyor. Bu da aslında partilerin sabitlenmiş oy dağılımında gerçekleşemeyecek senaryoların gerçekleşebileceği anlamına gelir. Şu durumda aslında AK partinin genel seçimde iktidarı kaybetmesi çok zor. Fakat bir bireyin, bağımsız bir bireyin, CHP-MHP-HDP üyesi olmayan bir bireyin Erdoğan karşısında zafer kazanması çok olası. Çünkü önünde ne partilerin geçmişinden gelen bir ön yargı var ne de önünde %10 barajı gibi kocaman bir engel var. Tek yapması gereken şey ise seçmenin kalbini kazanmak. Ülkenin %49 u da başarılı umut vaat eden bir aday çıkarabilir diye düşünüyorum.

Advertisements

Dropbox’ın engellenmesi üzerine

Şu an dropbox’a ulaşılamıyor. Söylentilere göre hükümet enerji bakanımızın hacklenen email adresi yüzünden kapatmış. Bilemiyorum hükümetten bu konuda resmi bir açıklama geldi mi gelmedi. Haber sitelerine baktım bir şey bulamadım.

Eğer iddia doğruysa bu tam bir beceriksizlik örneği. Sen hem emaillerini koruyama hem de bunu vatandaşların okumasın diye çok kullanılan bir hizmeti engelle. Dropbox’ı insanlar derslerinde, işlerinde kullanıyor. Pire için yorgan yakmak deyimi vardır. Son zamanlarda hükümet bunu çok yapıyor. Askeri okullardan fetöcüleri temizleyemedikleri için okulların kapatılması buna bir örnek. Bu acizlik, beceriksizlik ve zayıflık göstergesidir. Dişiniz ağrıdıgında çözüm olarak ölümü mü görüyorsunuz ya da evinizin camı kırıldığında ya da ne bileyim evinizi böcekler bastığında bulduğunuz çözüm evi yıkıp yeniden inşaa etmek mi oluyor? Siyasetçiler oraya çözüm üretsin diye seçiliyor yok etsin diye değil.

Gelelim içeriğine. Eğer sen içeriği böyle engellersen, suçsuz olduguna veya yanlış bir şey yapmadığına inandırman zor olur. Aynısını 4 bakan davasında da yaşadık. Evet bu fetö’nün bir operasyonu olabilir, bakanlar suçsuz da olabilir suçlu da olabilir bilemem. Bunun kararını vermek benim sorumluluğum değil haddim de değil. Ama bir vatandaş olarak şunu söyleyebilirim o kişilerin yargılanması gerekirdi. Suçsuzlarsa aklanıp dönerlerdi, suçlularsa cezalarını çekerlerdi. Bir şeyi saklamak onu daha ilgi çekici kılar ve daha çok şüpheli hale getirir.

Ülke bilgilerini korumak için yapılıyor diyeceklere cevabim da şu, buna bütün yabancılar ulaşabilecek zaten. Bir tek biz, ülkemizin kendi vatandaşları ulaşamayacak.

Neresinden bakarsam bakayım sorunlu geliyor bana. Yazımı dropbox ile acil işleri olanlara veya dropbox’ta önemli dosyaları olanlara iyi dileklerim ile bitireyim. Umarım bu sorun bir an önce çözülür ve sizde sizin için önemli olan dosyalarınıza erişim sağlarsınız.

Söylenenler vs Yapılanlar

Kısa bir zaman oldu yazmayalı. Ne konuda yazabilirim sorusuyla geçirdim bu günleri. Şu sıralar bana çok garip gelen bir durum üzerinde sizin de düşünmenizi istedim ve bu durum hakkında birkaç sey yazmaya karar verdim.

Öncellikle birkaç hafta önce aklıma takılan bir soru ile başlayayım. Sizce bir şeyi duymazdan gelmek mi daha zordur, görmezden gelmek mi? Bu soruyu birkaç arkadaşıma sordum ve coğunluk görmezden gelmek dedi. Bunun sebebi nedir diye sorguladık ve şu sonuca vardık. İnsanların birbirine azalan güveni yüzünden kendi gördüğü şeylere duyduklarından daha fazla önem veriyor. Onlara daha fazla inanıyor.

Bu durum siyasette pek böyle çalışmıyor. Bana katılacak mısınız bilmiyorum ama konu siyaset olunca insanlar yapılanlardan çok söylenenleri önemsiyor. Bu bütün dünyada böyle. Siyasetçiler bir sürü yanlış (özellikle belirteyim hata değil yanlış) yapıyor ve destekleyicileri bunu görmezden geliyor ve söylediklerine inanıyor. Bu ABD de de böyle ülkemizde de.

Tabii ki herkesin savunması dinlenmeli ama her söyleneni de düşünmeden kabul etmek doğru değil. Aman dikkat kandırılırsınız sonra, benden söylemesi.

29.09.2016 Cumhurbaşkanının açıklamarı üzerine

Bugün cumhurbaşkanımız Lozan’ın başarısız bir anlaşma olduğunu iddia etmiş. Bu tartışılabilir. Başarılı veya başarısız olduğu konusunda insanlar fikir beyan edebilir, etmelidir de. Bunda hiç problem yok, ama sen Lozon’ın arkasına saklanır, Lozan’ı bahane edersen bu sıkıntı.

Cumhurbaşkanımız Lozan’ın sıkıntılarını cekiyoruz şu sıralar demiş. Açıkçası şu sıralar yaşadığımız sorunların çok azının sebebi Lozan. Her 10 senede bir, bir konu bulup bölünebilen bir toplum için Lozan’ı bahane etmek komik. Zamanında demokratlar-cumhuriyetciler, solcular sağcılar diye bölündüğümüzde bunun sebebi Lozan mıydı? Köy enstitülerinin kapatılıp eğitim sisteminin bozulması Lozan’ın sonuçları mıydı? Yıllarca fetö gibi bir terör örgütünün bu kadar güçlenmesi Lozan’dan mıydı? Suriye ve Irak sınırlarımızda yaşananlar Lozan maddeleri yüzünden miydi? Vestel’in Lenovo seviyesinde olamaması da mı bu yüzdendi ya da yerli araba markamızın olmaması, İstanbul’un hala iyi bir metro hattına sahip olmaması da mı Lozan yüzünden. Galiba bu Lozan hukuk sistemimize de el atmış. Bir sürü önemli hazır giyim markası Türkiye’de üretim yaptırırken hiçbir müşteri segmentinde ilk 5te uluslararası bir marka çıkaramamış olmamızın sebebini de mi Lozan’a yazacağız. Bir de 12 ada meselesi var. Evet 12 ada bizim ülkemize ait olsun isterdim ama şunu da sormak lazım. Biz Ege’deki muazzam kıyılarımızı yeterince iyi değerlendirebiliyor muyuz?

Lozan başarılı mı başarısız mı tartışalım tabii ki ama şunu da unutmayalım bugün yaşadığımız sıkıntıların esas sebebi Lozan değildir.

 

Fetö’nün bir sonraki hamlesi ne?

Bu aralar Ekşisözlük’te ikinci darbe olasılığı tartışılıyor. Twitter da bazı hesaplardan tehditler geldiği yazılıyor. Bir grup bunu ohali uzatmak için hükümet yapıyor diyor, bir grup bunun hafife alınmaması gereken bir durum olduğunu ve ikinci bir darbe olabileceğini savunuyor. Ben mi ne düşünüyorum? İkisi de olabilir ama bana sanki darbe olmazmış gibi geliyor. Öncelikle orduda kilit yerlerdeki adamlarını kaybettiler ve artık ordu çok göz önünde. Ülkenin dikkati orduya yoğunlaşmış durumda. Bence bu saatten sonra bir darbe daha olması için Hulusi Akar’ın fetöcü olması gerekir. Yine de size kesin bir şey söyleyemem. Ancak kontrolümde bir istihbarat teşkilatı olsa kesin bir seçim yapabilirdim. Gerçi Sayın Fidan’ın elinde koca bir teşkilat olmasına rağmen pasif kalabiliyor. Bu beceriksizlik mi art niyet mi bilemeyeceğim.

Fetö’nün bir sonraki hamlesi ne olabilir? Ya da daha iyi bir soruyla. Fetö’ye bu darbeyi yaptırtan güçlerin sıradaki hamlesi ne olacak? Benim aklıma gelen üç seçenek var. Ekonomik yollardan sıkıntı yaratabilirler. Ekonomik krizler her zaman siyasette keskin değişikliklere sebep olur. Cep sıkıntıya girdi mi ideoloji falan kalmaz. Bu yöntemin dezavantajı. Belli bir süre gerekli olması. Hemen geri dönüş beklemek zor. İkinci yöntem cumhurbaşkanına bir suikast girişimi olabilir. Bunun çaresizlik anında tercih edeceklerini tahmin ediyorum. Şunu da kabul etmek lazım hedefledikleri şeylere en kolay ulaşmalarının yolu bu. Bu sebeple cumhurbaşkanının korumasının arttırılması gerekir. Belki arttırılmıştır bile. Üçüncüsü pkk nın kullanılarak doğuda kaos çıkarılması olabilir. Bu da kısa vadeli bir geri dönüş getirmez. Beklemeleri gerekir. Açıkcası Türkiye ve Suriye’de çuvallamalarından sonra pek fazla zamanları olduğuna inanmıyorum. Tabii bir de ABD başkanlık seçimlerini Clinton’ın kaybetme olasılığı da çıkınca işler karıştı.

Şunu unutmamak lazım eğer Gülen hala hayattaysa bu terör örgütünün daha planladıkları var demektir. Bu sebeple dikkatli olmak gerekir.

Fetö’nün CEO’su kim?

Temmuz ayında ülkemizin atlattığı terör saldırısından sonra fetö’nün yıllar boyunca ne kadar güçlendiğini herkes gördü. Kimisi bunun farkındaydı, kimisi bu kadar güçlü olduklarını tahmin etmiyordu, kimisi de kaldırılmış durumdaydı. Boyle güçlenebilmiş bir terör örgütünü yönetmek için iyi bir yöneticiye ihtiyaçları var. Para trafiğini, yatırımları, pazarlamayı, adam satın almayı, istihbarat edinme ve yönetmeyi, strateji belirlemeyi, departmanlar arasındaki koordinasyonu sağlayacak biri olmalı. Bu kişinin fethullah gülen olduğuna inanmiyorum. Bence o kapasitede değil. Gülen daha çok bir sembol, tv yüzü. Iron Man 3 filmini izleyenler için şu benzetmeyi yapabilirim. Kendisi bu örgütün Mandarin’i. Bu örgütün yapısını bir şirkete benzetirsek yönetim kurulunu dış güçler oluşturuyor evet ama günlük işleri yönetecek ve sistemin daha hızlı ve efektif ilerlemesini sağlayacak ve sık sık yönetim kuruluna rapor verecek bir CEO ya ihtiyaçları var. Devletimizin bu sorunun cevabını bulması lazım. Fetö’nün CEO’su kim?

Trump vs Clinton

Bundan haftalar önce çevremdekilere Trump kazanabilir dediğimde ya olur mu öyle şey, Hillary kesin kazanır diyorlardı. Şimdilerde çoğu acaba Trump kazanır mı diyorlar. Açıkçası Trump kazanır mı bilemem ama şunu söyleyebilirim ciddi şansı var. Öncelikle şunu kabul etmeliyiz. Dünyadaki seçmen tipi dağılımı ülkeden ülkeye pek değişmiyor bence. Bizim ülkemizde nasılsa ABD’de de öyle. Dünyada insanlar çok gariptir. İnsanların aksiyonlarına, yaptıklarına değil söylediklerine bakarlar. Bu Clinton takipçileri için de Trump takipçileri için de geçerli. Trump’ın söylemlerinin de büyük bir kitlenin desteğini çekebileceği açıktı. Bir de buna Demokratların Hillary Clinton gibi bir kötü aday göstermeleri eklenince ciddi bir şansı oluştu. Amerikalılar bu seçimde kötünün iyisini seçmeye çalışacaklar.

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑