Search

Düşüncelerim

kahve veya çayla tüketin…

Category

spor

Beşiktaş değerlendirmesi – 29.10.2016

Beşiktaş, Gençlerbirliği maçında kritik puanlar kaybetti. Daha da önemlisi Talisca’yı kaybetti. Caner ile oyun içindeki hırsının bir bölümünü kaybeden Beşiktaş Talisca ile de bitiriciliğinin büyük bir bölümünü kaybetti. Bu sene takımın bitiricilik konusunda problemi oldugu düşünüldüğünde bu kayıp büyük sıkıntı yaratacaktır. Özellikle Cenk büyük bir hayal kırıklığı bu sene.

İlerleyen haftalarda Beşiktaş’ın iyi bir Oğuzhan’a ihtiyacı olacak. Umarım iyi bir şekilde döner. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Beşiktaş’ın ciddi bir kanat sorunu var. Özellikle de son sakatlıklardan sonra. Eğer Töre hamlesi olursa devre arasında çok doğru bir hareket olacak gibi duruyor. Bu kadar kanat sıkıntısı olduğu düşünülünce Aboubakar sol kanada çekilip Oğuzhan’ın false nine oynadığı bir sistem denenebilir. Aslında ben bu sistemi Talisca ile merak ediyordum ama maalesef sakatlandı. Merak ettiğim 11 şöyle;

…………………Fabri……………….

G. Gönül…Marcelo…Tosic…Adriano

……………….. G. İnler……………….

…………..Tolgay………Atiba………..

………………….Oğuzhan…………….

Quaresma…………………Aboubakar

 

Bu sistem ile oynadığında Beşiktaş Oğuzhan’a çok iş düşüyor o bölgede dribling yapıp, pas dağıtıp, asist ve gol atmasi gerekiyor. Ayrica bu sistemde Aboubakar, Quaresma, Atiba ve Tolgay’ın savunma arkasına çok koşu yapması lazım.

Gerçekten çok merak ediyorum takım bu oyunu başarabilir mi?

Advertisements

28.09.2016 Beşiktaş-Dinamo Kiev Maçı değerlendirmesi

Öncellikle şunu söylemeliyim takım daha bir harmoni yakalayabilmiş değil. Oyuncular birbirinden kopuklar. Oyun akmıyor, aksine aksıyor. Zamanla bu sorun giderilecektir. Bu maçta şunu gördük, Beşiktaş’ta sniper, bitirici, leblebi gibi gol atan; ne derseniz deyin; ondan takımda yok. Ne santraforu ne kanat oyuncusu ne de orta saha oyuncuları. Talisca’dan umutluydum ama bu maçta o konuda da soru işaretleri belirdi kafamda. Adriano daha hazır değil. Bu durum beni çok şaşırttı. İkinci yarı takım oyundan düştü. Hem fizik olarak hem de mental olarak. Bu kabul edilemez. Atiba eski temposu ve gücünde değil. Bugün Tolgay’ın performansını gördükten sonra acaba Oğuzhan-Tolgay orta sahası denenebilir mi diye düşündüm. İlk yarıda Talisca’ nın sağ kanada daha yakın oynaması Q7 yi  çok rahatlattı. Bunları daha sık yapmalılar. Gelelim yediğimiz gole. Önceki yazımda bahsetmiştim. Duran toplarda Fabri ve takım arasında anlaşmazlıklar oluyor diye. Bu maçta da bu problem devam etti. Golde Fabri çok çok hatalı. Yine de Fabri’yi tercih ederim Tolga Zengin’i kalede oynatmaktansa. Beşiktaş’ın artık şu duran top üzerine çalışması lazım. Üst üste iki maçta duran topta arka direkten gol yedi. Bu iki golde de futbolcular bomboştu. Birinde Fabri az hatalıydı, birinde çok hatalıydı. Ayrıca bir not da biz taraftara, o kadar akustiği iyi olan stada sahibiz, taraftarlılığımızla övünürüz; penaltı pozisyonunda düdüğü çaldıramadığımız gibi sonrasında da hakemi dağıtamadık. Takım gibi tribünler de daha harmoni yakalayabilmiş değil.

Galatasaray Riekerink ile devam etmeli mi?

Bu aralar Riekerink i eleştiren çok ve yerine Fatih Terim’in gelmesini isteyen kişi sayısı da hiç az değil. Benim düşüncem gelecek için umut vaadettiği yönünde. Öncelikle takımı maçlara çok iyi hazırlıyor. Bu da iyi bir alt yapı hocası olduğuna dair bir işaret. Peki iyi bir a takım hocası olabilir mi? Bunu zaman gösterecek. Ayrıca Riekerink öncesi takımın ne kadar dağınık olduğunu hatırlayan Galatasaraylıların “Riekerink Bey diyeceksiniz!” Demesi normal.

Eksiği ne diye sorarsanız oyun içi mudahalelerindeki yanlışlar ve geç kalışlar. Bu da bu seviyelerde yeni bulunmaya başladığı için sürpriz değil. Buradaki kilit mesele hatalarından ders alıyor mu? Biz şunu çoğu zaman unutuyoruz. Hocalar da futbolcular gibidir. Kendilerini zamanla geliştirirler. Önemli olan aynı hatayı tekrarlayıp tekrarlamamaları. Mesela ben uzun süre Slaven Bilic i desteklememe rağmen son dönemlerinde aynı hatayı tekrar tekrar yapmasından sonra gitmesini savunmaya başlamıştım.

Fatih Terim konusuna gelirsek, bu dönemi Fatih Terim’in ikinci gelişinden önceki Lucescu dönemine benzetiyorum. Basın gereksiz derecede fazla eleştiriyor Riekerink i bence. Fatih Terim’in tarzını ve oynattığı futbolu beğenmesem de sonuç aldığı açık. GS’ın şampiyonluklarının 4 te birinden fazlası Terim dönemlerinde geldi. Yine de milli takım performansı bende soru işaretleri yaratıyor. İlk olarak eski cesur futbolu yok. Milli takımdaki 11 seçimleri buna en güzel örnek. Ayrıca takım üzerinde eskisi gibi hakimiyet kuramıyor. Arda kavgası buna örnek. Ve asıl beni şaşırtan hem kendi motive olamıyor hem de takımı motive edemiyor. Buna da örnek geride kalan avrupa şampiyonası.

Sayın Mehmet Demirkol’un bir sözü var, “Galatasaray’da Sneijder olmasa Riekerink İstanbul’a ancak seyahate gelirdi.” Diye. Bu doğru, buna katılıyorum. Bu mevzuda sıkıntılı olan bunu çok sık dile getiriyor olması. O zaman şunlar da söylenebilir, İsmail Kartal, Aykut Kocaman eski Fenerbahçeli futbolcular olmasa Fenerbahçe stadına ancak maç izlemeye veya Fenerium’dan alışveriş yapmaya gelirlerdi. Başarılarla dolu CV ye sahip olan bir teknik direktör getirmek daha az risklidir, doğru ama Mustafa Denizli gibi bir örnek de verilebilir. Küçük riskler de gerçekleşebilir. Riekerink riskli bir tercih olabilir ama GS yönetimi onda potansiyel görmüş olabilir ve yüksek getiri beklentileri olabilir. Şunu unutmamak lazım; Hagi, Bülent Korkmaz, Ertuğrul Sağlam, Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen büyük takımlara teknik direktör olduklarında Riekerink ten daha iyi bir teknik direktörlük CV sine sahip değillerdi.

Kısacası benim düşüncem GS taraftarı Riekerink Bey demeye devam etsin çünkü ilerisi için umut vaadediyor.

Beşiktaş’ın şimdiye kadarki performansı üzerine

Geçmiş sezondaki kadrodan üç kritik oyuncu ayrıldı: Mario, Jose ve Gökhan. Ne Mario gibi keskin bir bitirici santrafor geldi ne Töre gibi efektif bir kanat oyuncusu ne de Sosa gibi topla 2. bölgeden 3. bölgeye top sürebilen pasör, oyun kurucu bir ofansif orta saha geldi. Bu tip kayıplarını telafi edemese de geçen sene takımda bulunmayan farklı tipte avantajlar sağlayabilecek oyuncular transfer etti Beşiktaş.

Kaleden başlayalım. Fabri konusunda emin olmak için daha çok maçını izlemem lazım. Şimdiye kadar ki izlenimim reflekslerinin iyi olduğu yönünde. Sert gelen topları çift yumrukla uzaklaştırmayı tercih ediyor. Akhisar maçında bu yöntemi denediği iki pozisyonda sıkıntı oldu. O maça yönelik miydi bu durum ilerleyen haftalarda göreceğiz. Bir diğer endişe yaratan durum GS maçında duran toplarda takımla yaşadığı anlaşmazlık. Bu zamanla aşılabilir diye düşünüyorum. Gelelim artılarına. Topu oyuna iyi sokuyor. Bu savunma oyuncularına güven veriyor ve bu sayede gelen baskıları daha rahat savuşturabiliyorlar. Savunma arkasına atılan toplarda kaleyi kapatması ve oyun takibini de beğeniyorum. Ayrıca savunma ile devamlı diyalog kurması bir artı.

Gelelim savunmaya Caner transferi inanılmaz bir son dakika hamlesi oldu. Takımın hücum repertuvarı genişledi. Ortaları gerçekten çok etkili oluyor. Ayrıca oyunun eninin genişlemesi için de önemli. Quaresma sağ kanattan sol kanada çekilirse daha etkili olacaklarına inanıyorum. Diğer kanada attığı ters toplar ve top kaybında yaptığı ani presler takım için çok faydalı. Ayrıca takıma duygusal olarak hırs ve dinamizm katıyor maç içinde. Gökhan Gönül her ne kadar beklenilen seviyede olmasa da pozisyon bilgisiyle oyunu genişleterek oyuna katkısı oluyor. Tosic bir anda agresif ve savaşçı stoper eksiğimizi kapatmış gibi duruyor. Defans konusunda en büyük problem oyun içinde yaşanılan dalgınlıklar. Korkutucu olanı 3-4 oyuncu aynı anda dalabiliyor. Benfica’nın gölü ve GS’ın 2. golü buna örnek. Umarım bu bir an önce çözülür. Özellikle GS maçındaki 2. golü hiçbir süper lig takımı yiyemez. Rezalet.

Orta sahaya gelelim. Gökhan İnler çok çok iyi bir transfer. Hem çok sağlam bir oyuncu hem de çok iyi bir pasör. Attığı uzun toplar çok isabetli. Bu tip bir oyuncu çalım atabilen bir kanat oyuncunuz varsa çok çok etkili olabilir. Gökhan İnler Gökhan Töre ile oynasaydı neden bahsettiğimi daha iyi anlardınız. Beşiktaş’ın sıkıntılarından biri şu an kanatlarında oynayan oyuncuların iyi çalım atamamaları. Q7 eski hızına sahip değil. Bu da büyük sıkıntı yaratıyor. Bence sol kanatta oynatılırsa daha etkili olabilir çünkü daha fazla içeri girme eğiliminde olacak ve çizgiye inmekten daha az bir hız gerektiriyor bu oyun tarzı. Ayrıca arkasından hızla koşu yapacak bir Caner Erkin de olacak. Olcay Şahan eğer kısa pas trafiği olursa bunun çok güzel bir parçası oluyor ama geçen maçtaki gibi kısa pas oyununda sıkıntı olursa etkisiz oluyor. Adam eksiltemediği için katkısı sınırlı oluyor. Ben sağ kanatta Adriano’nun denenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem pas oyunu oynar hem oyunun yönünü değiştirir hem de çalım ile adam eksiltir. Oğuzhan’ın ofansif orta saha pozisyonundaki performansı tam bir hayal kırıklığı. Daha fazla topla buluşması gerekirdi. Gökhan ve Atiba ikilisi Beşiktaş taraftarının beklediği orta sahaya göre defansif kalıyor ama bence daha büyük sorun ikilinin uyum yakalayamamış olmaları. Sahada bölgeleri kapatırken kopukluk olabiliyor. Ayrıca Atiba geçen seferki temposunda değil daha. Tolgay’ın da ilk 11 e girebileceğini düşünüyorum. Talisca’ya gelirsek ligdeki en bitirici orta saha. Gomez’in bitiriciliğinin eksikliği Talisca ile çözülebilir. Hatta zaman zaman Talisca’nın false 9 oynadığı bir sistem oynamayı deneyebilir Beşiktaş.

Forvette ise Cenk o eşiği geçebilmiş değil ve umudum da giderek azalıyor. Daha soğukkanlı ve acımasız olmalı. GS maçında Gökhan Gönül’ün yerden kestiği bir ortaya vuramadı Cenk Tosun. Bu kabul edilemez. Vurursun dışarı çıkar, gol olmaz. Bunlar bir seviyeye kadar kabul edilebilir ama ıskalaması kabul edilemez. Aboubakar çok güçlü hızlı, topu tutup dağıtmada iyi. Bitiriciliğinde şüpheleri var herkesin. İlerleyen zamanlarda göreceğiz.

Ben hangi 11 i seçerim derseniz, cevabım:

Fabri

G. Gönül   Marcelo  Tosic  Caner

Adriano  G. İnler  Oğuzhan  Quaresma

Talisca

Aboubakar

 

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑