Search

Düşüncelerim

kahve veya çayla tüketin…

Çin’in yeni odağı Türkiye mi?

Son dönemlerde dikkatimi çeken şeyler oldu. LinkedIn’de iş ilanlarına bakarken, Lenovo’nun Türkiye’de akıllı telefon pazarı için yeni pazarlama müdürü aradığını gördüm. Daha sonra da bir haberde Lenovo’nun Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgeye yeni bir yönetici atadığını ve o yöneticinin Türkiye’ye daha fazla ağırlık vereceklerini söylediğini okudum. Bu durum ICBC’nin Türkiye’ye gelişi üzerine gelince, acaba Çin Türkiye’ye yatırımlarını arttırmaya mı gidiyor düşünceleri kafamda belirdi. Dürüst olmak gerekirse bu konuda pek bir bilgim yoktu. Ben de çok basit bir araştırma yaptım. Google’da “Çinli”, “Şirket” ve “Türkiye” kelimelerini kullanarak arama yaptım. Son bir yılda çıkan haberleri inceledim.

09.09.2016 tarihinde petroturk.com sayfasında yayımlanmış Mustafa Karahan’ın yazısında Türkiye’de enerji piyasasında yeni büyük oyuncunun Çin olabileceği belirtilmiş. 23.10.2015 tarihinde dunya.com sitesinde yayımlanmış haberde Çinli bir şirketin Adana’da bir yem fabrikası kurduğu söylenmiş. Sözcü ve HT Bloomberg gibi yerlerin de aralarında bulunduğu birçok haber sitesinin haberini yaptığı eski enerji bakan yardımcısı Murat Mercan’ın açıklamalarına göre üçüncü nükleer santralin ihalesine Çinlilerin katılması bekleniyormuş. Projenin maliyeti 22-25 milyar arasında olduğu belirtilmiş. Anadolu Ajansı’nın 25.05.2016 tarihli haberinde Çinlilerin Ege ve Marmara Bölgelerinde güneş enerjisi yatırımı yapacağı belirtilmiş. Benim şaşırdığım bir haber de Habertürk’te yayımlanmış. Habere göre Çinli şirket Wanda Cinema Line Co. Mars Entertainment Grubu’nu satın almak için teklif yapmış (26.02.2016). Bu sene içinde Kadir Topbaş Çin Halk Cumhuriyeti Başkonsolosu ve Çinli iş adamlarıyla Emirgan Beyaz Köşk’te kahvaltı yapmış. 24 Haziran 2016 tarihine ait isfikirleri-girisimcilik.com’daki yazıda Çinli şirketlerin Türkiye’de ortaklık, distribütörlük ve işbirliği aradığı yazılmış. Enerjigunlugu.net’teki haberde İzdemir Enerji’nin, Çinli Western Power Industrial şirketiyle birlikte termik santral kuracağı belirtilmiş. İzmir metrosunun yeni vagonlarını Çinli CRRC üretiyormuş (railwayturkey.com). China.com’a göre 2015 yılında Çin’in Türkiye’ye yaptığı doğrudan yatırım 1.6 milyar doları aşmış. Vatan ‘daki 6 Şubat 2016’daki haberinde Çinli şirketlerin Afrika ve Avrupa’ya daha rahat ulaşmak için Türkiye’de beyaz eşya üretme planları yaptığı söylenmiş. Bunun için araştırma yaptıkları belirtilmiş. Ensonhaber’in bir haberine göre Çinli ithalat şirketleri Türkiye’den kiraz, limon, nar, fındık, kuru incir, kuru kayısı, zeytin, zeytinyağı, un, süt tozu, bal ve tavuk satın almak istiyorlarmış ve bunun için şirket yetkilileri Antalaya’ya gelmiş. Star’daki bir habere göre Çinliler Türkiye’de şirket avına çıkmışlar.

Bu haberlerdeki beklentiler gerçekleşti mi bilmiyorum. İlerleyen günlerde bunları da araştıracağım. Yine de bu söylentilerin çıkması da bir şeyler ifade eder. Elimde istatistiki bilgiler olmadığı için kesin bir şey söyleyemem. Elinizde sayılar olduğunda yorum yapmak her zaman daha kolaydır. Sizinle ancak izlenimlerimi ve tahminlerimi paylaşabilirim. Bence Çin’in yeni odaklarından biri Türkiye, ülkemize birçok yatırım yapıyorlar ve ilerleyen zamanlarda yatırımları daha da artacaktır. Bu durumu iyi kullanmalı ve yatırımlarını arttıracak yollar aramalıyız.

Kaynakça:

http://www.petroturk.com/HaberGoster.aspx?id=16015&haber=Turkiye-enerji-piyasasinin-yeni-buyuk-oyuncusu-cin

http://www.dunya.com/sirketler/cinli-sirket-adana039ya-yem-fabrikasi-kurdu-haberi-295854

http://www.sozcu.com.tr/2016/ekonomi/cinliler-turkiyede-nukleer-ihalesine-katilabilir-1137290/

http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1864340-cin-sirketi-turkiyede-nukleer-santral-ihalesine-katilabilir

http://aa.com.tr/tr/ekonomi/cinliler-turkiyede-gunes-enerjisine-yatirim-yapacak/578215

http://www.haberturk.com/ekonomi/is-yasam/haber/1201345-cinin-en-zengini-marsa-talip-oldu

http://www.chinashipping.com.tr/tr/istanbul-buyuksehir-belediye-baskani-sn-kadir-topbas-cinli-isadamlariyla-bir-araya-geldi-2/

Ortaklık ve İşbirliği Arayan Çin Firmaları

http://www.enerjigunlugu.net/icerik/18988/izdemir-cinli-sirket-ile-termik-santral-kuracak.html

http://www.railwayturkey.com/haberler/demiryolu-rayli-sistemler/cin-sirketi-crrc-izmir-icinde-uretiyor

http://turkish.china.com/home/comment/1441/20160205/569058.html

http://www.enerjigazetesi.com/cin-turkiyede-116-megavatlik-dev-gunes-yatirimi-yapacak/

http://www.gazetevatan.com/cinliler-beyaz-esyayi-turkiye-de-uretecek-912195-ekonomi/

http://www.ensonhaber.com/cinli-firmalar-5-milyar-dolarlik-ihracat-icin-turkiyede-2016-05-15.html

http://www.star.com.tr/ekonomi/cinliler-turkiyede-sirket-avina-cikti-haber-1087581/

http://www.milliyet.com.tr/cin-turkiye-de-15-milyar-yatirim/ekonomi/detay/2218452/default.htm

 

Advertisements

Teknosa Vestel’den daha iyi olabilir mi?

Beni tanıyanlar bilir, Vestel’e çok kızarım ve devamlı eleştiririm. Vestel ile bu kadar ilgili olmamın sebebi ne diye sorarsanız, hayalimdeki sektörde üretim yapıyor olması. Hani sorarlar ya çok paran olsa ne yaparsın? Benim bu soruya cevabım Samsung, Apple gibi markalara rakip olabilecek bir şirket kurmak olurdu.

Vestel son zamanlarda çok doğru pazarlara girdi, akıllı telefon ve kulaklık pazarları. Akıllı telefon pazarının ne kadar büyük olduğuna dair bir şeyler yazmama gerek yok herhalde. Kulaklık pazarının da Beats by Dr. Dre markasının kulaklığı bir kıyafet gibi ele alıp tasarımına çok önem vermesi sonrası ne kadar büyüdüğünü fark etmişsinizdir. Vestel’in bu iki pazara girmesi ne kadar doğruysa, bu pazarlar için ürettiği ürünler o kadar yanlıştı. Etrafınızda kaç tane Vestel’in akıllı telefonlarından birini kullanan var. Birçoğunuzun Vestel’in kulaklık ürettiğinden haberi yoktur bile.

Ülkemizde ne tasarıma ne de pazarlamaya önem veriliyor. Vestel’in elinde bu kadar potansiyel varken bu ürünleri bize sunması kabul edilir değil. Bir de devamlı devletten destek beklemesi sinir bozucu. Önce yabancı telefonlara ekstra vergi talebi, sonra da sadece yerli telefonlara taksit izni verilmesi. Bunlar çok çok yanlış. Sen doğru düzgün ürün üretirsen bunlara ihtiyacın olmaz zaten. Senin yöneticilerin yabancı rakiplerine bu kısıtlamalar geldiğinde satışlarında ciddi artış bekliyorsa, o yönetim kadronuzu kovmanızı öneririm. Devlet böyle desteklemeye devam ederse Vestel 50 sene de geçse doğru düzgün akıllı telefon üretmez. Ayrıca bir reklamları var cari açığı kapatmak icin Vestel telefonu almanızı tavsiye ediyor alt mesaj olarak. Bu konu da söylemek istediğim çok şey var ama bunu daha sonraya saklıyorum. Sadece şu soruyu sorayım, Sayın Zorlu cari açığı kapatmak için spor ayakkabılarını Lescon’dan mı satın alıyor acaba?

İşte kısaca bu yüzden Vestel’e çok kızıyorum, ellerindeki potansiyeli doğru kullanmayıp devletten yardım istiyorlar. Neyse gelelim Teknosa’ya. Geçen gün bir Teknosa mağazasında gezerken kendi kulaklıklarını ürettiklerini (ya da ürettirdiklerini) gördüm. Ses kalitesinin nasıl olduğunu bilmiyorum ama tasarımlarının geliştirilmesi lazım. Ayrica akıllı telefon ve akıllı saat üretiyorlar. Elimde bir data yok ama Teknosa çalışanlarıyla yaptığım konuşmalar sonucu kazandığım izlenim akıllı telefon satışlarının fena olmadığı yönünde. Teknosa’nın elinde inanılmaz bir avantaj var. Teknosa aslında bir perakende mağaza zinciri, yani ellerinde bir düzen oturtmuş, belli bir müşteri ziyaretine ulaşmış bir sürü mağazası var. Bu hem satışta hem de satış sonrası hizmette onlara büyük artılar getirecektir. Umarım bunu doğru kullanırlar.

Teknosa’nın da elinde Vestel gibi büyük bir potansiyel var. Umarım Teknosa Vestel’in aksine bunu iyi kullanır. Böylelikle cari açık gerçekten olması gerektiği şekilde kapanır.

29.09.2016 Cumhurbaşkanının açıklamarı üzerine

Bugün cumhurbaşkanımız Lozan’ın başarısız bir anlaşma olduğunu iddia etmiş. Bu tartışılabilir. Başarılı veya başarısız olduğu konusunda insanlar fikir beyan edebilir, etmelidir de. Bunda hiç problem yok, ama sen Lozon’ın arkasına saklanır, Lozan’ı bahane edersen bu sıkıntı.

Cumhurbaşkanımız Lozan’ın sıkıntılarını cekiyoruz şu sıralar demiş. Açıkçası şu sıralar yaşadığımız sorunların çok azının sebebi Lozan. Her 10 senede bir, bir konu bulup bölünebilen bir toplum için Lozan’ı bahane etmek komik. Zamanında demokratlar-cumhuriyetciler, solcular sağcılar diye bölündüğümüzde bunun sebebi Lozan mıydı? Köy enstitülerinin kapatılıp eğitim sisteminin bozulması Lozan’ın sonuçları mıydı? Yıllarca fetö gibi bir terör örgütünün bu kadar güçlenmesi Lozan’dan mıydı? Suriye ve Irak sınırlarımızda yaşananlar Lozan maddeleri yüzünden miydi? Vestel’in Lenovo seviyesinde olamaması da mı bu yüzdendi ya da yerli araba markamızın olmaması, İstanbul’un hala iyi bir metro hattına sahip olmaması da mı Lozan yüzünden. Galiba bu Lozan hukuk sistemimize de el atmış. Bir sürü önemli hazır giyim markası Türkiye’de üretim yaptırırken hiçbir müşteri segmentinde ilk 5te uluslararası bir marka çıkaramamış olmamızın sebebini de mi Lozan’a yazacağız. Bir de 12 ada meselesi var. Evet 12 ada bizim ülkemize ait olsun isterdim ama şunu da sormak lazım. Biz Ege’deki muazzam kıyılarımızı yeterince iyi değerlendirebiliyor muyuz?

Lozan başarılı mı başarısız mı tartışalım tabii ki ama şunu da unutmayalım bugün yaşadığımız sıkıntıların esas sebebi Lozan değildir.

 

“Derdimi anlatacak kadar”

Bu kalıbı hepimiz duymuşuzdur. “Ne kadar iyi ingilizce konuşuyorsun?” , “İspanyolca seviyen ne?” Gibi sorularla yabancı dil bilgimiz sorgulandığında verdiğimiz cevaplardan en popüleri budur herhalde.

Birçoğumuz en az bir yabancı dili derdimizi anlatacak kadar bildiğimizi iddia ediyoruz. Peki biz acaba Türkçe’yi derdimizi anlatacak kadar biliyor muyuz? Çünkü gündemi takip ediyorum, meclisinde de metrobüsünde de kavga.

Konuşma alternatifini bu kadar çabuk terk edip kavgayı çözüm olarak görmek gerçekten ilginç.Bence bunun iki sebebi olabilir, toplum olarak ciddi mental problemlerimiz var ya da Türkçe’yi kendimizi ifade edecek, derdimizi anlatacak kadar bilmiyoruz.

28.09.2016 Beşiktaş-Dinamo Kiev Maçı değerlendirmesi

Öncellikle şunu söylemeliyim takım daha bir harmoni yakalayabilmiş değil. Oyuncular birbirinden kopuklar. Oyun akmıyor, aksine aksıyor. Zamanla bu sorun giderilecektir. Bu maçta şunu gördük, Beşiktaş’ta sniper, bitirici, leblebi gibi gol atan; ne derseniz deyin; ondan takımda yok. Ne santraforu ne kanat oyuncusu ne de orta saha oyuncuları. Talisca’dan umutluydum ama bu maçta o konuda da soru işaretleri belirdi kafamda. Adriano daha hazır değil. Bu durum beni çok şaşırttı. İkinci yarı takım oyundan düştü. Hem fizik olarak hem de mental olarak. Bu kabul edilemez. Atiba eski temposu ve gücünde değil. Bugün Tolgay’ın performansını gördükten sonra acaba Oğuzhan-Tolgay orta sahası denenebilir mi diye düşündüm. İlk yarıda Talisca’ nın sağ kanada daha yakın oynaması Q7 yi  çok rahatlattı. Bunları daha sık yapmalılar. Gelelim yediğimiz gole. Önceki yazımda bahsetmiştim. Duran toplarda Fabri ve takım arasında anlaşmazlıklar oluyor diye. Bu maçta da bu problem devam etti. Golde Fabri çok çok hatalı. Yine de Fabri’yi tercih ederim Tolga Zengin’i kalede oynatmaktansa. Beşiktaş’ın artık şu duran top üzerine çalışması lazım. Üst üste iki maçta duran topta arka direkten gol yedi. Bu iki golde de futbolcular bomboştu. Birinde Fabri az hatalıydı, birinde çok hatalıydı. Ayrıca bir not da biz taraftara, o kadar akustiği iyi olan stada sahibiz, taraftarlılığımızla övünürüz; penaltı pozisyonunda düdüğü çaldıramadığımız gibi sonrasında da hakemi dağıtamadık. Takım gibi tribünler de daha harmoni yakalayabilmiş değil.

Fetö’nün bir sonraki hamlesi ne?

Bu aralar Ekşisözlük’te ikinci darbe olasılığı tartışılıyor. Twitter da bazı hesaplardan tehditler geldiği yazılıyor. Bir grup bunu ohali uzatmak için hükümet yapıyor diyor, bir grup bunun hafife alınmaması gereken bir durum olduğunu ve ikinci bir darbe olabileceğini savunuyor. Ben mi ne düşünüyorum? İkisi de olabilir ama bana sanki darbe olmazmış gibi geliyor. Öncelikle orduda kilit yerlerdeki adamlarını kaybettiler ve artık ordu çok göz önünde. Ülkenin dikkati orduya yoğunlaşmış durumda. Bence bu saatten sonra bir darbe daha olması için Hulusi Akar’ın fetöcü olması gerekir. Yine de size kesin bir şey söyleyemem. Ancak kontrolümde bir istihbarat teşkilatı olsa kesin bir seçim yapabilirdim. Gerçi Sayın Fidan’ın elinde koca bir teşkilat olmasına rağmen pasif kalabiliyor. Bu beceriksizlik mi art niyet mi bilemeyeceğim.

Fetö’nün bir sonraki hamlesi ne olabilir? Ya da daha iyi bir soruyla. Fetö’ye bu darbeyi yaptırtan güçlerin sıradaki hamlesi ne olacak? Benim aklıma gelen üç seçenek var. Ekonomik yollardan sıkıntı yaratabilirler. Ekonomik krizler her zaman siyasette keskin değişikliklere sebep olur. Cep sıkıntıya girdi mi ideoloji falan kalmaz. Bu yöntemin dezavantajı. Belli bir süre gerekli olması. Hemen geri dönüş beklemek zor. İkinci yöntem cumhurbaşkanına bir suikast girişimi olabilir. Bunun çaresizlik anında tercih edeceklerini tahmin ediyorum. Şunu da kabul etmek lazım hedefledikleri şeylere en kolay ulaşmalarının yolu bu. Bu sebeple cumhurbaşkanının korumasının arttırılması gerekir. Belki arttırılmıştır bile. Üçüncüsü pkk nın kullanılarak doğuda kaos çıkarılması olabilir. Bu da kısa vadeli bir geri dönüş getirmez. Beklemeleri gerekir. Açıkcası Türkiye ve Suriye’de çuvallamalarından sonra pek fazla zamanları olduğuna inanmıyorum. Tabii bir de ABD başkanlık seçimlerini Clinton’ın kaybetme olasılığı da çıkınca işler karıştı.

Şunu unutmamak lazım eğer Gülen hala hayattaysa bu terör örgütünün daha planladıkları var demektir. Bu sebeple dikkatli olmak gerekir.

Apple’ın McLaren’i alacağına dair çıkan haberler üzerine

Geçtiğimiz hafta Apple’ın McLaren’i satın almak istediğine dair haberler çıktı. Ne zamandır Apple’ın sürücüsüz arabalar üzerinde çalıştığı söyleniyordu. Açıkcası ben Apple’ın çok yakında otomotiv pazarına gireceğini düşünüyorum. Bunu bence ABD hükümeti de destekliyor. Bu pazardaki Alman dominasyonunu yıkmak istiyorlar. Mercedes ve diğer Alman firmalarına tavsiyem Samsung ile görüşmelere başlasınlar.

Peki Apple bu pazarda başarılı olabilir mi? Neden olmasın? Günümüzde arabalarda esas farkı yaratan elektronikleri ve yazilimlari oluyor. Eh bunu da Apple’ın başarabileceğini ön görmek yanlış olmaz. Ayrıca dizayna gerçekten önem veren bir araba üreticisi yok bence. Anlamıyorum hep ayni tip etkileyici olmayan araba dizaynlarını nasıl tercih ediyorlar. Hiç yapamıyorsanız eski dönem akrabalarının dizaynlarını kopyala yapıştır yapın. Apple’ın bu konudaki uzmanlığının da bir avantaj olacağını düşünüyorum. Apple bu sektöre girdiğinde daha sert rakipleri olacak. Bu doğru. Şunu unutmamak lazım, akıllı telefon pazarına girdiklerinde de güçlü şirketler vardı. Benim için tek soru işareti Steve Jobs ruhunu ne kadar koruyabildikleri. Tim Cook’ un en büyük sınavı bu olacak. Yalnız lütfen, araba üretmeye başladığında kapıları kaldırdık herkes arabaya bagajdan binecek gibi bir saçmalıkla gelme Apple.

Galatasaray Riekerink ile devam etmeli mi?

Bu aralar Riekerink i eleştiren çok ve yerine Fatih Terim’in gelmesini isteyen kişi sayısı da hiç az değil. Benim düşüncem gelecek için umut vaadettiği yönünde. Öncelikle takımı maçlara çok iyi hazırlıyor. Bu da iyi bir alt yapı hocası olduğuna dair bir işaret. Peki iyi bir a takım hocası olabilir mi? Bunu zaman gösterecek. Ayrıca Riekerink öncesi takımın ne kadar dağınık olduğunu hatırlayan Galatasaraylıların “Riekerink Bey diyeceksiniz!” Demesi normal.

Eksiği ne diye sorarsanız oyun içi mudahalelerindeki yanlışlar ve geç kalışlar. Bu da bu seviyelerde yeni bulunmaya başladığı için sürpriz değil. Buradaki kilit mesele hatalarından ders alıyor mu? Biz şunu çoğu zaman unutuyoruz. Hocalar da futbolcular gibidir. Kendilerini zamanla geliştirirler. Önemli olan aynı hatayı tekrarlayıp tekrarlamamaları. Mesela ben uzun süre Slaven Bilic i desteklememe rağmen son dönemlerinde aynı hatayı tekrar tekrar yapmasından sonra gitmesini savunmaya başlamıştım.

Fatih Terim konusuna gelirsek, bu dönemi Fatih Terim’in ikinci gelişinden önceki Lucescu dönemine benzetiyorum. Basın gereksiz derecede fazla eleştiriyor Riekerink i bence. Fatih Terim’in tarzını ve oynattığı futbolu beğenmesem de sonuç aldığı açık. GS’ın şampiyonluklarının 4 te birinden fazlası Terim dönemlerinde geldi. Yine de milli takım performansı bende soru işaretleri yaratıyor. İlk olarak eski cesur futbolu yok. Milli takımdaki 11 seçimleri buna en güzel örnek. Ayrıca takım üzerinde eskisi gibi hakimiyet kuramıyor. Arda kavgası buna örnek. Ve asıl beni şaşırtan hem kendi motive olamıyor hem de takımı motive edemiyor. Buna da örnek geride kalan avrupa şampiyonası.

Sayın Mehmet Demirkol’un bir sözü var, “Galatasaray’da Sneijder olmasa Riekerink İstanbul’a ancak seyahate gelirdi.” Diye. Bu doğru, buna katılıyorum. Bu mevzuda sıkıntılı olan bunu çok sık dile getiriyor olması. O zaman şunlar da söylenebilir, İsmail Kartal, Aykut Kocaman eski Fenerbahçeli futbolcular olmasa Fenerbahçe stadına ancak maç izlemeye veya Fenerium’dan alışveriş yapmaya gelirlerdi. Başarılarla dolu CV ye sahip olan bir teknik direktör getirmek daha az risklidir, doğru ama Mustafa Denizli gibi bir örnek de verilebilir. Küçük riskler de gerçekleşebilir. Riekerink riskli bir tercih olabilir ama GS yönetimi onda potansiyel görmüş olabilir ve yüksek getiri beklentileri olabilir. Şunu unutmamak lazım; Hagi, Bülent Korkmaz, Ertuğrul Sağlam, Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen büyük takımlara teknik direktör olduklarında Riekerink ten daha iyi bir teknik direktörlük CV sine sahip değillerdi.

Kısacası benim düşüncem GS taraftarı Riekerink Bey demeye devam etsin çünkü ilerisi için umut vaadediyor.

Fetö’nün CEO’su kim?

Temmuz ayında ülkemizin atlattığı terör saldırısından sonra fetö’nün yıllar boyunca ne kadar güçlendiğini herkes gördü. Kimisi bunun farkındaydı, kimisi bu kadar güçlü olduklarını tahmin etmiyordu, kimisi de kaldırılmış durumdaydı. Boyle güçlenebilmiş bir terör örgütünü yönetmek için iyi bir yöneticiye ihtiyaçları var. Para trafiğini, yatırımları, pazarlamayı, adam satın almayı, istihbarat edinme ve yönetmeyi, strateji belirlemeyi, departmanlar arasındaki koordinasyonu sağlayacak biri olmalı. Bu kişinin fethullah gülen olduğuna inanmiyorum. Bence o kapasitede değil. Gülen daha çok bir sembol, tv yüzü. Iron Man 3 filmini izleyenler için şu benzetmeyi yapabilirim. Kendisi bu örgütün Mandarin’i. Bu örgütün yapısını bir şirkete benzetirsek yönetim kurulunu dış güçler oluşturuyor evet ama günlük işleri yönetecek ve sistemin daha hızlı ve efektif ilerlemesini sağlayacak ve sık sık yönetim kuruluna rapor verecek bir CEO ya ihtiyaçları var. Devletimizin bu sorunun cevabını bulması lazım. Fetö’nün CEO’su kim?

Blog at WordPress.com.

Up ↑